27 Haziran 2012 Çarşamba

"Borsa Gündem" de yayınlanan röportajım


Lehman battı, ben çıktım
Lehman battı, ben çıktım
Hızlı borsacıydı, harika turşucu oldu. Paradaki yetenekleri, lezzete vurdu

www.borsagundem.com
27.6.2012 - 14:58

BERRİN VİLDAN UYANIK

Yaklaşık 15 yıl bir çok aracı kurum ve şirkette borsacı olarak çalışan Ebru Akın en son Lehman Brothers’ta çalışırken şirketin Türkiye ofisini kapatmasıyla borsacılığı bıraktı. Akın daha sonra hobi olarak turşu, likör, konserve, reçel, sirke yapmaya başladı. Bunlarla yetinmeyip kurslara gidip araştırmalar yaparak kendini daha da geliştirdi ve çikolata, nikah şekerleriyle hobisini bir adım daha ileriye taşıdı. Eski bir borsacı olan Ebru Akın, borsagundem.com'a hikayesini anlattı.

SEKTÖRE GERİ DÖNMEYİ DÜŞÜNMEDİM

-Önce borsa kariyerinizden biraz bahsedelim…

Marmara İletişim mezunuyum ama aslında borsacıyım. 16 yaşında bir oğlum var. 1995 senesinde borsaya girdim 2008’e kadar da oradaydım. Bir çok aracı kurumda çalıştım; Türkiye Sınai ve Kalkınma Bankası’ndan tutun da GFC Menkul Değerler, MNG Bank gibi birçok şirkette görev yaptım. En son Lehman Brothers’ta çalışıyordum ki Lehman batınca Türkiye ofisini kapattık. Lehman battıktan sonra piyasa ciddi anlamda daraldı. Aracı kurum satışları oldu ve piyasaya çok yabancı geldi. Çünkü biz Lehman’la birlikte şirketin tüm hesaplarını da kapattık ve ciddi anlamda bir portföy kaybı da yaşadık.

Siz de bilirsiniz ki bu iş ekip işidir. Ve benim kurumlara geçişlerim de hep ekip ile birlikte olmuştur. Aslında bütün bunların yanı sıra ben okurken çalışmaya başladığım için emeklilik günümü de doldurmuştum o yüzden bir daha sektöre geri dönmeyi düşünmedim.15 yıl bu sektörde uzun bir zaman. Borsa çok farklı bir dünya ve ben çok keyif alarak çalıştım.



TURŞU MU YAPSAM, REÇEL Mİ?

-Peki borsacılıktan turşuculuğa nasıl geçtiniz…

Ben hareketi ve çalışmayı seven bir insanım. İşi bıraktıktan sonra evde kendi kendime sürekli düşünüyordum, “Acaba turşu mu yapsam, reçel mi?” diye. Borsada çalışan insanlar hızlı düşünüp hızlı hareket ederler. Ben de ilk turşu ve reçellerimi yaptım. Memleketim Sinop’tan akrabalarım da organik bir şeyler göndermeye başladı. Tabi ben daha da heveslendim. İnternetten, kitaplardan araştırmaya başladım ve gördüm ki benim gibi bu işi yapan bir sürü insan var. Ben de işi bir adım daha ileriye taşıdım ve kurslara gitmeye başladım.



Derken sirke, çikolata, nikah ve doğum günü şekerleri, likör de yapmaya başladım ama hepsinin doğal ve hijyenik olmasına özen gösterdim. Marketlerde genelde elma yada üzüm sirkesi vardır ama çilek, kavun ve enginar gibi bir çok meyve ve sebzenin de sirkesinin yapıldığını öğrendim. Üstelik tatları da muhteşem. Bizim dışarıdan aldığımız fabrikasyon sirkeler bir gecede yapılıyor ancak gerçek sirkenin yapılması günler sürüyor. İşin bu kısmını da görünce bu uğraş benim için daha da keyifli hale geldi.



Tabi yaptıklarımı gören finans ve borsa çevresinden arkadaşlarım, akrabalarım da istemeye başlayınca ürün çeşitliliği de sayısı da artmaya başladı. Bu işin en güzel tarafı ise yaptığınız bir şeyin insanlar tarafından beğenilmesi ve takdir edilmesi. Ama dediğim gibi ben bu işi ticaret için yada para kazanmak için değil, tamamen hobi olarak yapıyorum. Daha çok yeni belki ileride bu işi daha farklı boyutlara taşırım ama şimdilik böyle devam etmeyi düşünüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder